OLAĞAN İSTİKAMET

“Ah özgürlük; kaybedecek bir şeyi olmayanların tatlı lüksü…”

Tam Trabzon ve Trabzonspor’u tanımlıyor bu kelimeler; özgürlükleri dışında kaybedecek bir şeyi olmayan insanların hikayesi yazılıp oynanıyor kuzeyin bu zor coğrafyasında. Her hikayenin masalsı, her başarının destansı  olması bundan galiba…

Bir Çingene çocuğu neden duyduğu müziğin ritmine dini bir ritüelmiş gibi, hipnotize olmuş gibi uyum içerisinde şevk ve cazibe ile uyum sağlar ve çılgınca umarsızca dans eder biliyor musunuz? Neden bu ilkel çağlardan sızmış kıvılcım biz modern hayatın tutsak yüreklerine büyülüymüş gibi gelir, başka dünyadan bir şeylermiş gibi çeker cezbeder… Çünkü doğaldır.

Tam anlamıyla göğsün sol tarafından bulduğu çatlaktan sızarak bir volkan gibi çağlar… Yerküreyi daha önce de gördüğü ama çok zaman önce unuttuğu bir sıcaklığa boğar…

İşte böyledir Karadeniz’de futbol…
Dardır sokaklar da hayat da Karadeniz’de… Dik yamaçlarla hırçın dalgaların arasında; fırtınayla yoğrulmuş, heyecan ve adrenalinle kızdırılmış çelik özünün deli yağmurlarla tavlandığı yerlerdir oralar. Toprak kokar yağmurdan sonra ve o topraklar öyle güzel kokar ki en güzel parfümler halt etmiş yanında…

İşte bu sokaklarda, hayat kavgasından, denizin dibinden bin bir türlü zorlukla çıkan balıkların arasından, doksan derece dik yamaçlara dikilmiş fındık ağaçlarının dalları arasından; çok çalışılıp az kazanılan bin bir türlü ağır işten çıkıp koşa koşa gidilen, az bulunan el kadar düzlüklerde dar zamanlarda oynanan oyundur futbol oralarda… O yüzden altın değerindedir her gol, o yüzden Trabzon’da atan almaz topu; en hızlı şekilde devam edilmelidir oyuna… O yüzden kimse atmadığı golün peşine düşmez, taş üstünden giden topu gol saymaz memleketimde. O yüzden “sayılmaz” da diyemez kimse gerçek alın teri ile kazanılan bu küçük zaferlere…

Şimdi 2011 yılında Necmiati, İdman Gücü ve İdman Ocağı’nın birleşmesi ile babalarının, dedelerinin attığı temellerin üzerine yükselen çatıda Trabzon’un çocukları belki de uzun zaman önce hak ettikleri bir arenada boy gösterecekler.

Trabzonspor'un Alex Ferguson'u

Yeni yüz yıl etik ve ahlak timsali, çağdaş bir bilge...

O sahadaki çocuklar, madencilerin eldivenleriyle kalesinde efsaneleşen bir etik ve ahlak abidesinin kılavuzluğunda tüm Dünya’ya “dik oynamak” nedir öğretecekler. Belki kazanacaklar, belki kaybedecekler ama onurlu ve gurulu dedelerinin, babalarının, hırçın dalgaları ile Karadeniz’in ruhuna ihanet etmeyecekler. Atalarının “zeki, çevik ve ahlaklı” şiarından şaşmadan, en önemlisi her zaman olduğu gibi vazgeçmeden yarışacaklar.

Şampiyonlar ligindeki takımlara baktığınızda ülkelerinde ya büyük kentlerin güçlü kitlesel desteğini alan (bize göre güce tapan) büyük kent takımları olduklarını ya da zengin oligarkların elinde kaynağı meçhul paralarla finanse edilen dev kartel şirketlerinin desteklediği takımlar olduklarını göreceksiniz.

Elbette istisnalar kaideyi bozmaz ama bunların içinde 765.000 kişilik toplam nüfusu olan 300.000 kişilik bir kentin öz kaynaklarından; alın teri ve emeğinden damıtılmış bir inci gibi parlayacak Trabzonspor. Ve aldığı sonuçlar ne olursa olsun – ki ben tüm olumsuzluklara rağmen bu çocukların sevdasından umutluyum- tarihe güzel bir sayfa olarak kaydedilecektir. Çünkü bu çocuklar, yerlisiyle, yabancısıyla, öz evlatlarıyla bir Çingene çocuğun umarsız dansını sergileyecekler futbol arenasında; ve başlarındaki bilge adam “afferim oğlum” diyecek tüm Karadeniz adına her durumda adam olmayı başardıklarında.

Futbolda ve tüm hayatta skordan önde; her şeyden önce “doğru” olabilmeyi yani doğru istikameti öğreten bu adama ve onun ışıl ışıl çocuklarına hal ettikleri ve çok yakıştıkları Şampiyonlar Ligi’nde başarılar diliyorum.

Not: Tüm Dikoyna.com ailesine Şampiyonlar Ligi’nde keyifli maçlar dilerken; tüm takipçilerimizden  Trabzonspor’lu yazarlar tarafından kurulan Joganita.net adresinde yayın yapan güzel platformu da desteklemelerini rica ediyorum.

Bir Yorum Yazın