YALNIZ KURT VE YANLIŞ İŞLER

Trabzonspor bir maceranın daha sonuna geldi.
Avrupa’da PSV’ye mağlup olarak 11. Avrupa kupasının maçından sonra havlu attık.
Kadromuzdan Jaja, Selçuk, Yattara, Egemen, Engin, Umut gibi çok değerli ve oturmuş oyuncuları yitirdik.
Yerlerine aynı kalitede/seviyede sadece Zokora alınabildi, devre arasında gelen Olcan da sayılabilir.
Şampiyonlar Ligi’ne gitme hakkımız gasp edilmekten son anda kurtuldu, transfer yapamadan devler ligi’ne düştük.
Yüzümüz kara çıkmadı, rezil olmadık, sıfır çekmedik, sonuncu olmadık. Avrupa Ligi’ne katıldık.
Avrupa Ligi’nde seri başı değildik, muhtemel rakiplerin en dişlilerinden birini çektik.
Yorgunduk, yılgındık, başaramadık ama hakkını verdik.

Yönetim önce şike davasında, sonra transferde en son TFF konusunda bizlerin tasvip edemeyeceği işlere imza attı.
Bunları yaparken en büyük gücü takımın sahadaki duruşu, mücadeleesi daha da önemlisi Şenol Güneş gibi bir idarecisi olmasıydı.
Tüm sorumluluğu omuzlarına almak zorunda kalan Şenol Güneş o kadar güzel bir adamdı ki ve o kadar seviliyordu ki
zamanla yönetimin kabahatlerinin üzerine bir örtü olarak kullanılmaya başlandı.
Normal bir sezonda ligi bitirecek kadar çok maç yapmasına rağmen talepleri yerine getirilmedi.
Meşhur “gadromuz yeterli” sözü slogan oldu.
Yalnız bırakıldı.
medyanın, taraftarın, hatta diğer camiaların önüne bile Şenol Güneş sürüldü.
O çocuklar gibi şen adamın yüzü soldu, keyfi kaçtı…

Bu Kupa için mücadele veren ilk Trabzonspor Hocası Güneş'tir.

Matematik basittir, bir çıkan yere bir koymazsan eksilirsin.
Trabzonspor’dan çok çıktı, az girdi…
Eksildik ama yönetim herkese “daha iyi” olduğumuz mesajını verdi.
Ortaya yine Güneş atıldı.

Ses çıkarmadı. Yalnızlaştı, sinirlendi, gerildi…

Yanlışı sesini çıkarmaması oldu bence.
O yüzden de bilinçsizce eleştirilip doğrandı.
Halilodziç gibi medyaya “bu kadronun kapasitesine yakın olduğumuzu düşünüyorum” dese,
sadece gerçekleri söylemiş olmaz, çok da mütevazı kalmış olurdu.
İnanmayan kadromuzdan kaleciler ve Burak haricinde PSV’de forma giyebilecek bir oyuncu saysınlar derim.

Şu gelinen durumda Güneş’in son maçlardaki başarısız ve formsuz talebelerine yine göğüs gereceği aşikârdır.
Şu gelinen durumda Güneş’in son dönemdeki başarısız ve formsuz yönetimine yine göğüs gereceği aşikârdır.

Yanlış işlerin mimarı yönetimin yapması gereken basittir.

Şenol Güneş

Şenol Güneş bir Futbol Filozofu

Play-off’a bir prestij mücadelesi olarak bakıp, ciddi bir kadro revizyonuna gitmeli,
takımı sadece eksilttiği kadar takviye etmelidir.
Giden isimler bellidir.
Güneş’in eli Jaja, Selçuk, Yattara, Egemen, Engin, Umut kalitesinde oyuncular ile desteklenirse
emin olun hem taraftarın hem de yönetimin yüzü de gülecektir.

Yoksa da yok,
biz kazanmanın derdinde olsaydık çoktan İstanbul dükalarına transfer olurduk…
Güneş bu şehrin en yüksek değerdeki futbol adamı, medar-ı iftiharıdır.
Ben yerine gelebilecek hiç bir alternatifin Güneş kadar başarılı olabileceğine inanmıyorum.

Güneşe inanıyorum, güveniyorum.
Bugünkü kayıplara ağlamak acizlerin işi; güzel yarınları planlamak “savaşçı” olanların işidir.
Savaşında ben sonuna kadar Güneş’in ardındayım.

Not: Hasan ÜÇÜNCÜ sana helal olsun çocuk. Canımızı yaktın ama sana helal olsun. Allah seni de muvaffak etsin…

Bir Yorum Yazın