Sistemsizlik!

Bir futbol maçı insanda kaç tane ruh hali ortaya çıkarır? Heyecan, tansiyon, gergin, agresif, üzüntülü, depresif, ağlamaklı, sevinçli? Kaçan her pozisyon başına bir ruh halimiz mevcuttur. Değişkenliği bol olan ruh halleriyle oturduğumuz yerde şekilden şekile girer, maç sonu ya suratımızda şapşal bir gülümsemeyle ya da sevgilisinden tokat yemiş gibi kalkarız. Maç biter, televizyonun kapama düğmesine basılır ama pozisyonlar göz perdelerinin hemen önündedir. Silip atmak ne mümkün? Kaç kez daha yaşanır o enstantaneler? Hele bir de kaybedilmişse maç, zehir gibi bir hafta kollarını açmış bekliyordur futbolseveri…

Trabzonspor bu sezon sadece oynadığı maçlardaki pozisyonlarda değil, her maç ruh halini değişkenliklere itti. Bu sezon hasbelkader kanser olmadan biter ama bu şekilde değil. Henüz bile aslında konuşmak için erken sayılır. Ama konuşmak gereken mevzular var. Konuşmak gerekiyor çünkü sustukça içimizde büyüyor.

Öncelikle bir sistemi yok Trabzonspor’un. Kimin ne oynadığı belli değil. Tolga ile gole kapanan kaleyi Onur devraldı ve o da aynı şekilde gole kapattı. Çok zor gol yiyen bir takımdan ziyade çok zor gol yiyen iki kaleci var. Müthiş yetenekteler ve Avrupa’nın her kulübünde hiç sırıtmadan forma giyerler. Önlerinde oynayan savunmanın dinamosu Bamba. Geldiği günlerde büyük bir soru işaretiydi fakat zamanla takımın sigortası haline geldi. Orta hızda bir futbolcunun on adım atarak kat ettiği mesafeyi fuleli adımlarla iki adım atarak gidiyor. Bu senenin kuşkusuz en iyi transferidir. Yanında oynayan Mustafa, kanatlarda oynayan Emerson, Zeki (Serkan) orta seviye mücadele ediyorlar. Önlerindeki Zokora ile iyi bir uyum içindeler. Buraya kadar her şey normal.

28 Ekim 2012 Trabzonspor - Bursaspor Maçı

28 Ekim 2012 Trabzonspor - Bursaspor Maçı

 

Sistem olarak görev yapan tek bölge savunma hattı ve önlerindeki “pozisyonsavar” Zokora… İlerisi ise tam bir mayınlı bölge… Kontra atak futbolu oynamayı bir türlü beceremeyen, kanatlardan çizgiye inip orta yapamayan, organize hiçbir atağa kalkışamayan, topu ayağında tutmak bir yana topla adam geçemeyen, al-ver, duvar pası gibi günümüz futbolunun en basit eylemlerini yapamayan; tamamen basiretsiz bir ruh haliyle mücade eden adamlardan kurulu bir ileri hat.. Futbolcu bolluğundan ötürü sirkülasyonun en hat safhada olduğu bu bölge için eldeki futbolculardan pansuman yapmaya çalışıyor Şenol hoca.. Ama farkında değil; hücum bölgesi tamamen kangren olmuş.

Son olarak Bursaspor ile oynanan maçta bariz görünen bir aciziyet ortaya çıktı. Trabzonspor’un gol umudu, gol silahı olarak aldığı Marc Janko’ya 75 dakika boyunca top şişirilmedi. Kaleci Onur’un diktiği degajlar ve kullandığı autlardan başka top atan olmadı. Ama 75. dakikadan sonra futbolcular ya da hoca; sahada Janko diye bir adam var diyerek başladılar topları ona oynamaya.. İstediği topları almaya başlayan Janko sağına, soluna, önüne ve arkasında top indirmeye başladı. Uzun boylu, pivot santraforların üstlendiği duvar rolünü en iyi şekilde icra etmeye başladı. Bu dakikadan sonra zaten Trabzonspor peşi sıra pozisyonlara girmeye başladı.

Şenol Güneş ya Janko’ya göre bir sistem kuracak ya da Janko bu sistemsizliğin içinde gol atmayı geçtim, pozisyona bile giremeden ülkeyi terk edecek.
*

Dikkat çeken isim ise Emre Güral’dı. Robin van Persie’yi dikkatli izleyenler bilir. R. v. Persie maç içerisinde asla sabit ve çakılı değildir. Sağa gelir, sola gelir, ortaya gelir ve sürekli topla haşır neşirdir. Raket gibi bir sol ayağı vardır ve adam eksiltme özelliğiyle beraber hızını birleştirir sonuca gider. Hava toplarıyla pek işi yoktur. Trabzonspor’un Robin van Persie’si Emre Güral’dır. Sistemsizliğin içinde parıldar, sistem oturursa o sistemin yıldızı olur.

Türk futbolunda ciddi bir hakem fiyaskosu var. Cüneyt Çakır’ın Avrupa kupalarında, Uluslararası turnuvalarda maç yönetmesi elbette gurur duyulasıdır. Fakat atlanan bir durum var. Cüneyt Çakır gidip Portekiz’de, Benfica-Barcelona maçını yönettikten sonra Portekiz basınının hakkında ne yazdığını bilmez. Ama ülkemizde İstanbul medyası yaptığı bir hatadan dolayı nasıl al aşağı ediyor bunu görür. Bu nedenle kendi ülkesinde korkaktır, gördüğünü çalamaz. Ama biz; hakem eleştirmeni olarak kendimizi suçlarız. Halbuki, hepsi birilerinin maşasıdır. Cüneyt Çakır örneğinden İlker Meral’e geleyim. Trabzonspor’un son dakikada sayılmayan nizami golü Trabzonspor’a sadece puan kaybettirir. Trabzonspor; şerefini kaybedeceğine puan kaybedebilir, bunu göze alır. Peki ya İlker Meral neden dolayı şerefini kaybetmeyi göze almıştır?
**

Ligin ilk yarısını yarıladık.
Ama ümit veren hiçbir aktivite yok Trabzonspor futbol takımında..
Devre arasına kadar kazanabildiği kadar maç kazanıp, devre arasında pansumanı doğru yapmalıdır Şenol Güneş. Yoksa gidişat hiç iyi değil!!

Garrincha
bir garip futbol aşığı
Bir Yorum
  1. Ellerine düşüncelerine sağlık doğru tespitlerde bulunmuşsun Garrincha Profosyonel Lig de bu kadar Amatörce oynamaları can sıkıcı.Kararlı bir İnsanın Karşısında Dünya eğilirmiş.Bedenleri saha da ruhları aranıyor?

Bir Yorum Yazın