YENİ ADIMLAR

An itibarı ile Trabzonspor camiasının büyük bir heyecanla takip ettiği kongrenin sonuçlanması üzerinden henüz iki gün geçmişken, dün şöyle bir yazı yazmıştım sözlükte yeni başkanımız İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu için; burada da paylaşmak isterim. Sonuçta bilenler biliyor zaten; biz ekşi sözlükte ortak sevdamız olan Trabzonspor sayesinde bulduk birbirimizi; herhangi bir yere veya birilerine bir bağlılığımız olmadığı gibi birimizin fikri diğerlerinin fikridir veya olmalıdır diye bir şey de yok bizim dikoyna denilen oluşumumuzda. Dolayısı ile kısaca bir hatırlatmak istedim sadece; hani burada yazılanlar da naçizane benim, yani agrali miles‘in şahsi fikirleridir.

Tam olarak emin olmamakla beraber tahmin ediyorum yamulmuyorum; şu ana kadar başkanlık yapmış adaylar içerisinde başka takıma hiç bir zaman gönül vermemiş, saf ve safkan ilk Trabzonsporludur.

Buna takılan (ne demek istediğimi anlamayan ve Trabzonspor’u çok iyi bilmeyen) insanlar olacak, anlaması zor geliyor sanırım ama tekrar etmekte bir sıkıntı yok. Yani daha önce de farklı başlıklarda benzer şeyler yazmıştım ama okumamışsındır belki: şimdi güzel kardeşim; şöyle bir şey var, 1967’de kuruldu Trabzonspor. Dolayısı ile belli yaşın üstündekiler ya Fenerbahçeli, ya Galatasaraylı ya da Beşiktaşlı olarak geçirmiş gençliklerini. Zaten 1975’de yükseldiği birinci ligde ilk şampiyonluğunu yaşadığı 1976’ya kadar yerel mahalle gençleri hariç belki bir kaç binin üzerinde seyircisi dahi yok. Örnek veriyorum; küçük dayım… Akçaabat’ta doğup liseyi okuduktan sonra 60’larda üniversiteye İstanbul’a gelmiş bir daha da hiç gitmemiş Trabzon’a. Futbolu çok sever ama Trabzonspor diye bir heyecanı yok, hiç olmamış da, çünkü çocukluğundan beri Fenerbahçeli adam. Rahmetli büyük dayımı hatırlamıyorum, küçüktüm vefat ettiğinde ama muhtemelen o da Fenerbahçeli idi, haliyle annem ve teyzem de onların izinden gitmişler, Fenerbahçeliler. Ama onlar biraz daha duygusallar Trabzonspor olunca söz konusu.

Keza biraz farklı da olsa benzer bir şekilde babam, Beşiktaşlıdır gençliğinden; ama çok futbolla alakası yok, dayım gibi değil yani. Ayrıca Trabzon’a kültür anlamında da çok bağlı, dayımlar gibi değil, 40 senedir her yaz gider Trabzon’a. İstanbul’daki her etkinliğe aktif olarak katılır, Trabzonspor’u da muhtemelen o yüzden sever, hatta sorsalar bazı insanlar çevresinde onu Trabzonsporlu olarak bilirler ama o da beşiktaşlılığından mıdır nedir pek renk vermez zaten. Dediğim gibi futbolla üniversite yıllarında biraz ilgilenmiş o kadar, dolayısı ile aman aman bir alakası yok; şimdi Beşiktaş Trabzonspor maçlarında kim kazanırsa bakarım babama, hiç üzülmez. Beşiktaş kazansa gözleri parlar, Trabzonspor kazansa yine gözleri parlar, berabere kalsalar zaten hiç sorun değil.

Şimdi, bu ve benzeri örnekleri göz önüne aldığımızda Trabzonspor için böyle bir gerçek fiilen var. O yüzden yok Sadri Şener gençken fenerliydi, Mehmet Ali Yılmaz hala daha Fenerli tarzı tartışmaları lüzumsuz bulurum. Sonuçta çok dile getirilmez de aslında ama bir şekilde kapalı kapılar arkasında hep konuşulunur. Öte yandan biraz mikro milliyetçi taraftarlık olacak ama ben gençliğinde başka takım tutup da Trabzonspor başkanı olan veya başkanlığı geçtim, teknik anlamda Trabzonspor’da görev alan insanlardan hiç bir zaman haz etmedim. Gerçekten çok ekstra başarılı biri olması lazım içime sinmesi için. Ne başkan, ne teknik adam ve hatta ne de futbolcu. Evet, takım kazanınca tabii ki seviniyorlar, kaybettiğinde üzülüyorlar çünkü işlerini yapıyorlar. Hani kendi firmalarının başarılı veya başarısız olması gibi görüyorlar, özümsemişler takımı. Hatta eminim çoğunun sevinç veya üzüntü gözyaşları gayet gerçekçidir; kim bilir benden bile çok üzülüyor olabilirler.

Ama, ama diyorum ya işte; gönülden Trabzonsporlu olan birinin hissedecekleri çok daha farklı. İşte bildiğim kadarı ile İbrahim Hacıosmanoğlu’nda diğer adaylardan farklı olarak bu var. Yani önceki başkanlardan farklı olarak kendisi için sadece ve sadece trabzonspor var, örneğin diğer adaylardan Hakan Kulaçoğlu’nda da bildiğim kadarı ile bu vardı. Zaten muhtemelen bundan sonra Muharrem Usta benzeri iteleme adaylar hariç çoğu başkan bu şekilde olacak. Trabzonspor kazandığında ben nasıl tavana zıplıyorsam onlarda tavana zıplayacak, kaybettiğinde ben ne kadar üzülüyorsam, onlar da o kadar üzülecekler. Bunu bilmek bile benim için ve muhtemelen çoğu taraftar için yeterli. Sadri Şener’i ben başarılı buldum, çok iyi bir dönem geçirtti Trabzonspor’a, yeniden başkan adayı olsa yeniden seçilebilirdi de; ama yıpranmıştı da öte yandan, hakkını helal etsin. Patavatsız esprilerine rağmen şike sürecinde başımızı dik tutması yeter. Sonuçta Şenol Güneş ile yollarını ayırması harici bir şikayetim olmadı kendisinden ama artık görevi devretme zamanı gelmişti…

Velhasılı, konuya dönersek hakkında yapılan “kurtlar vadisi Trabzon”  benzeri esprileri bir kenara koyarsak yeni başkan Hacıosmanoğlu’nun ben profesyonellik ötesinde, büyük bir sevda ve tutku ile bu işe sarılacağını düşünüyorum. Önce icraatını görmek lazım tabii ama bana ümit veriyor konuşmasındaki Trabzonspor sevdası, ve Karadenizliliğine has korkusuz duruşu. O yüzden inşallah utandırmaz bizleri, biraz da şansı yaver giderse, arkasına alacağı taraftar desteği ile efsane bir döneme imza atabilir; cümle Trabzonsporlulara ve Türk futboluna hayırlı olsun.

Evet, yazı bu idi, “Kurtlar vadisi Trabzon esprileri” ne alaka diyenler olacaktır: sosyal medyayı takip edenler dünden beri paylaşılan farklı farklı esprileri görüyorlardır, örneğin ilk aklıma gelenlerden ve gayet de güldüğüm bir tanesi; yeni başkana atfedilen: “mermiden hızlı koşan oyuncular transfer edeceğiz” açıklaması.

Ayrıca 1966 doğumlu imiş yeni başkan, bu da benim safkan Trabzonsporluluk teorimi destekliyor. Zaten aksi bir durum olsa veya eski başkanlar konusunda yanılıyor olsam  hemen birilerinden mesaj gelir, düzeltme yapılırdı. Hali hazırda bunu okurken “hayır öyle değil, doğrusu budur” diyenler varsa, paylaşırsa sevinirim. Ayrıca yeni başkan ve icraat demişken teknik direktörlük görevine Mustafa Reşit Hoca’yı getirmek ile hızlı bir başlangıç yapmış oldu. Bu sayede ben dahil bir çok taraftarın da desteğini arkasına aldı. Açıkçası Şenol Güneş’in Kore dönüşü takımın başına geçmesinden bu yana bana bu kadar heyecan veren bir hamle gelmemişti takımımızdan. Çok radikal ve cesur bir hamle. Umarım başarılı olacaktır Mustafa Reşit Hoca. Yeni başkan ve ekip arkadaşları; hem yönetim hem teknik kadro olarak uzun zamandır bu görevi bekleyen kişiler. Dolayısı heyecanları eminim olumlu yönde katkılar sağlayacaktır Trabzonspor’a ve Türk futboluna, ne diyelim bekleyip göreceğiz artık, camiamıza tekrardan hayırlı olsunlar.

Bir Yorum
  1. Eline saglik. Iteleme bir adayin gidisinin sevinciyle yeni bir donemin heyecani ic ice.

    Kuzey Yildizi yonlendirilmez, yon verir
    (Simdi buldum iyi mi)

Bir Yorum Yazın