YALAN AŞK

Trabzonspor taraftarı için  takımına en bağlı taraftar denilebilir, büyük bir aşkla bağlıdırlar.  Ancak bu aşk genel midir, bu soru işareti…

Trabzonspor taraftarı için futbolu bilir denir ki çoğu böyle kabul eder. Konu 2000li yılların öncesi ise müthiş bir tespittir bu; bugün ise komik.  Açın bir Trabzon merkezli haber sitesini ya da bir adet taraftar sitesinin forumunu.. Yorumlarda Glowacki’yi istemeyip Türkiye’deki bazı stoperleri isteyenleri görmek sürpriz değildir. Bu yorumları yapanlar futbolu bildiklerini düşündüklerinden  yazarlar bu yorumları.   Trabzonspor oyun disiplinini alan savunması üzerine kurmuştur ve bu ülkede alan savunmasının ne olduğunu bilen üç stoper vardır; Glowacki, Egemen ve Yobo. Egemen de Glowacki’den öğrenmiştir aslında.   İşte gitsin denilen Glowacki bu. Yerine gelsin denilen oyuncular ise özellik olarak ya hızlı ya da hamleli denilerek övülüyor, alan savunması ne ola ki??

Dönelim o büyük aşka. Trabzonspor uğruna kalp ritmi bozulan milyonlarca  insan var dünya üzerinde, ancak aşk gerçekten bu mu???  Daha doğrusu hayatını bordo mavi uğrunda kaybedenleri erişilmez bir noktaya koyarak sorarsak; sadece kalp ritminde bozukluk mudur aşk? Bence değildir. Bugünlerde tanıklık ettiğimiz taraftar yapısına bakarak rahatlıkla söylüyorum bunu.  1996 yılında  faturanın kesildiği isimdi Şenol Güneş taraftar tarafından; bugün Trabzonspor’un müzesinde birkaç kupanın eksik olma sebebi.  Yıl 2005; Trabzonspor emekli futbolcularından birkaçının yönetimle bir olarak transfer konusunda devirdikleri bir çınar.. Taraftar yine kelle istiyordu ve Şenol Güneş o kelleyi sunuyordu. Artık huzur içinde yaşayabileceği bir şehir değildi Trabzon. o büyük aşıklar küfürler ve tehditler savuruyordu hem kendisine hem de eşine.  Üzerinden çok zaman geçmeden Trabzonspor yeni bir doğuşa muhtaç olduğunda yine Şenol Güneş ismi kulislerde geçmeye başladı. Aklı yerinde olan hiçkimsenin yapmayacağını yaptı Şenol Hoca.  İlk sorunda gelecek tepkileri bildiği halde PSG yerine Trabzonspor’u tercih etti.  Geldiğinde tamamen dağılmış bir takım vardı elinde.  Çok değil, 6 ay geçmeden Türkiye Kupası’na uzanan ve şampiyonu değiştiren takımdı bu.  Küme düşme ihtimallerinin konuşulduğu günler çok uzak değildi halbuki. Bir sonraki sezon ise peri masalı tadında başlayan ve parayla emeğin mücadelesi şeklinde sonlanan bir sezon oldu.  Son Karabük maçından sonra  Şenol Güneş’in isteğiyle kafile Trabzon’a döndü. İki eksik göze batmakla kalmamış Şenol Güneş tarafından silinmişti. Aslında birinin diğerini kötü etkilediğini belirtip Colman’ı affedebileceğini söylemişti Şenol Güneş. Jaja’nın ise bileti  gelecek yılın takviye edilmesi gereken kadrosu gözüyle bakılan oyuncuları teker teker ayrılırken kesilmişti.

 

İşler beklendiği gibi zor gidiyordu Trabzonspor için. Yıllar boyunca üstüne konularak oluşturulan kadronun büyük kısmı ayrılmış ve şike soruşturulması ile birlikte yapılan ağır hakaretlerle Türk spor kurumlarına olan güven sıfırlanmıştı. Üstüne gelen sakatlıklar ve bazı oyuncuların performansındaki düşüklük taraftarı yeniden kelle isteme noktasında getirdi. İstanbul medyasının yarattığı taraftar profilinin Trabzon’daki izdüşümü  ligin puan cetveline bakıp  sorumluların cezalandırılmasını istiyordu ve bu yönde her zamanki hedef yine Şenol Güneş’ti.. Ancak Şenol Güneş demek artık Trabzonspor demek gibiydi ve “O” istemedikçe gitmesi imkansız gibiydi. Bu noktada taraftarın aklına nasıl girdiyse Jaja geri dönsün fikri yerleşti; taraftara ve takıma yaptığı saygısızlık nedeniyle bileti kesilen Jaja,  takımı deplasmanda en önemli rakibine yenildikten sonra rakip futbolcularla alem yapan Jaja, takımı şampiyonluğa yürürken İstanbul gecelerinde elinde kadehiyle araç kullanan Jaja ve daha önemlisi ise Şenol Güneş’in takımdaki düzeni korumak için gönderdiği Jaja.

 

Şenol Güneş her Jaja sorusuna farklı bir yanıt veriyordu ama iyice bunalmıştı.  Her hayır deyişi taraftar cephesinde farklı yorumlanmaya çalışılıyor ve Jaja’yı alma planları olarak geri dönüyordu.  Eğer Şenol Güneş’in yerinde olsaydım Jaja’nın alınmasına izin verir ve imza töreninden sonra bir daha dönülmeyecek bir istifaya imza atardım. Ama Şenol Güneş yerinde olsam dediğim kişi, o hala direniyor. Hala kellesini isteyenlere direniyor.  Kellesini almak isteyenler ise o her Jaja’yı istemiyorum dedikçe Jaja’yı koydukları ilk 11leri paylaşıyorlar.  Ortada iki aşk var; biri gerçek diğeri ise kocaman bir yalan.  Gerçek olan şartlar ne olursa olsun arkasını dönmeyip savaşanların, yalansa canından çok sevdiğini iddia ettiği kulübü bir oyuncuya bağlayanların. eğer Şenol Güneş  kellesini yeniden bir tepside sunarsa bu yalandan aşıklara, bu kulübün bir değeri kalmayacaktır. Çünkü  YALAN AŞK KAZANIRSA DİRENEN “CANLI KANLI TRABZONSPOR” DA ÖLÜR.

2 Yorum

Bir Yorum Yazın