TRABZONLU OLMADAN TRABZONSPORLU OLMAK!

“İzmir’de yaşıyorsun, neden Trabzonspor?” sorusundan sıkıldığımı fark ettim. Bende durumu ifade edebilmek ve daha sonra “Neden Trabzonspor?” sorusuna cevap niteliği taşıması açısından birkaç şey karalayayım dedim.

*

Trabzon’da Trabzonsporlu olmak çok kolaydır. Çünkü herkes Trabzonsporludur. Ama ben mesela Antalya’daki Trabzonsporlu’yu daha çok önemserim. Hayata Trabzonlu gibi bakan herkes biraz Karadenizlidir ve dolayısıyla biraz Trabzonsporlu’dur.

*

Futbol aslında sarılmaktır.
Meşin yuvarlağın kale çizgisinden geçmesidir.
İşte o an; yanındaki, arkandaki, önündeki yabancının kim olduğunun hiçbir önemi yoktur. Sarmaş dolaş olursunuz, sarılırsınız, o an bulutlar üzerindesinizdir.
Meşin yuvarlığın kale direğinden döndüğü an;
Sizinle birlikte üzülen yüzlerce, binlerce insan görürsünüz.
Eğer çok önemli bir maç ise ve tuttuğunuz takım yenilmişse;
Sizinle beraber gözyaşı döken yüzlerce, binlerce insan görürsünüz.

Trabzonspor deyince bir başka olan her insanın biraz Trabzonsporluluğu biraz başkalılığı vardır. Tıpkı Kazım Koyuncu gibi… Bir röportajında şöyle diyor Kazım Koyuncu; “En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor.” Sonuna da ekliyor, “Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama…”

Sunay Akın’ın Trabzonspor forması giyince söylediği çok anlamlı bir söz var. Trabzonspor formasını üzerine geçiriyor, formaya bakıyor ve “İyi ki Fenerbahçe var, iyi ki Beşiktaş var, İyi ki Galatasaray var ve iyi ki Malatyaspor var. Her neyse…” diyor. Ben ise o toprak sahalardaki efsane Trabzonspor’u izleyememenin verdiği burukluk ve gelinen noktada İstanbul takımlarının verdiği mide bulandırıcılık ile “İyi ki Trabzonspor var” diyorum.

Fuat Saka da “Mahalle maçlarında, kumlarda, sahillerde maç yapan gençleri” özlediğinden dem vuruyor ve ekliyor “Eskiden futbolcular mahalleden adamlardı. Şimdikilerin şehirle alakası yok”. Trabzonsporlu Necati’nin babasından bahsediyor. Şöyle bağırırmış Necati’nin babası maç oynanırken; “Pırlantama dokunmayın ulaa!”… Biz ise; “koşun, mücadele edin, ayakta kalın, dik oynayın” diye yalvarır duruma geliyoruz.

*

Aslında, Galatasaray-Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı herkes tutabilir. Birbirlerinden hiçbir farkları yok. Tek farkları ise; forma renklerinden başka bir şey değil. İşte orada “Aranızda Trabzonsporlu var mı?” sorusuna “tek başına” parmak kaldıran insanlar olarak ortaya çıkarız. Çünkü Kazım Koyuncu’nun ifade ettiği “kahramanımız”dır bizim Trabzonspor.

Taraflı tarafsız dünyanın her yerinde seveni olan Kazım Koyuncu’nun Trabzonspor’a bakışı “Sadece o yörenin çocuğu olmakla alakalı değildir” sözüyle verilmek ve anlatılmak istenen mesajı en iyi şekilde göstermektedir. Hatta şu sözleri daha bir anlam ifade eder; ”Trabzonsporlu olmakla kendimi ayrıcalıklı ve farklı hissediyorum. İlla bir futbol takımının peşinden gidilecekse bu takım bana göre Trabzonspor’dur. Bir futbol hareketi olarak Trabzonspor’u desteklemek de bana göre ayrıcalıklı ve elitist bir durumdur.”

* *

Meşin yuvarlak belki her zaman istediğimiz yerden gidip ağlara girmedi. Belki hiç beklemediğimiz bir anda hiç beklemediğimiz bir köşeden kalemize girdi. Ama biz bu oyunu her zaman başka oynadık. Biz; o hiç izleyemediğimiz ama hep hikâyelerini dinlediğimiz Trabzonspor’la büyüdük. Hiç görmeden, hiç izlemeden, karşılıksız ve beklentisiz bir şekilde sevdik.

Kazım Koyuncu’yu bolca andığım bu yazımı yine Kazım Koyuncu ile noktalıyorum; ‘İnsan neden Diyarbakır’dan Trabzonspor’u tutar?’ diye bir soru sorulduğunda ‘Güçlülere karşı direnen ve statükoya hayır diyen anlayış nedeniyle’ cevabını buluyorum.

Şimdi; anladınız mı neden Trabzonspor?

Garrincha
bir garip futbol aşığı

Bir Yorum

Bir Yorum Yazın