PROFESYONELLİK = PARA?

Türkiye’de yanlış anlaşılan bir sözcük profesyonellik. Aslında yanlış anlaşılan değil de yanlış öğretilen bir sözcük. Profesyonel insan özel hayatı ile iş hayatını mümkün olduğunca ayıran yani işine önem veren insan anlamı taşısa da biz bunu paraya eşitlemeyi tercih ettik. Profesyonelliğin altın taşında yatan karakter meselesini gözden kaçırdık. Parayı gördüğü yerde profesyonellik bahanesiyle farklı bir duruma konuk olmayı sevdik biz;seviyoruz ya kısa yoldan karlı bir sonuca ulaşmayı… Bir bakıma minareyi çalmadan hazırlanmış bir kılıf.

Profesyonelliğin tanımı yapılırken duygularından arınmış ve kendini işine adamış kişi vurgusu asıl önemli olan. Bizim eşitlemeye çalıştığımız para da biraz duygusal oluyor haliyle.

Trabzonspor olarak kalıplaştırılmaya çalışılan bu denklemden etkilenen bir kulübüz, hem de fazlasıyla. Herkes bu eşitliğe inananları ve neler yaptıklarını biliyor, bu noktayı pas geçmeyi tercih ediyorum. Trabzonspor Taraftarı arasında yükselen Polonyalı oyuncu istemezük sesine doğru yönelmek daha güzel şeyler getirecek gibi görünüyor, uzaktan bakınca ve de yakınına inince…

Arkadiusz Glowacki gibi bir örnek önümüzde dururken başka isimleri de incelemek bence yanlış olur. Trabzonspor forması giydiği sürece sık yaşadığı sakatlıklar dışında bir problem yaratmayan bu büyük ismin profesyonellik anlayışı Trabzonspor altyapısında okutulacak düzeyde. Bu yapılırsa altyapıdan çıkan ve iki maç A takım forması giyen gençlerimizin belki ayaklarında tonlarca yük olur ve gökyüzünde gezmek yerine ayakları ile yeri hissederler. Profesyonellik anlayışının saha içinde olan yansımalarından çok saha dışına bakmak istiyorum.

Pek çoğumuz için Glowacki’nin sözleşmesinin uzatılmaması sürpriz olmadı (ben büyük bir hata olduğunu düşünmekteyim, yeri gelmişken belirteyim). Şenol Güneş de sakatlıklar nedeniyle yararlanılamayan süre konusunda oldukça dert yanıyordu. Sanırım Glowacki için de pek sürpriz olmadı bu durum. Ancak ailesinden uzakta ve bir bakıma memleket hasreti çeken Glo ülkesinin en güçlü takımına transferinin neredeyse kesin olduğunu bilmesine rağmen Trabzonspor’un son kararını beklemeyi uygun görmüştü. Yerli futbolcuların İstanbul aşkıyla teker teker kaçtıkları şehirden kaçarcasına değil, yalanlar söyleyerek değil, tam bir ADAM gibi gitti Glowacki. Özel hayatını bir kenara koydu, duygularını bir kenara bıraktı ve formasını terlettiği, işini icra ettiği markanın kararını bekledi. Belki bu tavrı biraz yadırganabilir, ama profesyonelliğin şartlarından biri olan iş ahlakına büyük bir örnektir. Sözleşmesi uzatılmayan Glowacki’nin kısa bir süre sonra ülkesinin güçlü takımlarından Wisla Krakow ile sözleşme imzalaması ise oyuncunun profesyonelliğinin kanıtlarından biridir…

Wisla Krakow’dan gelen ve Trabzonspor’da oynadığı kısa süreye rağmen bir efsane olan Szymkowiak da bu profesyonellik anlayışının büyük örneklerinden biridir. Ayrılışından yıllar sonra ortaya çıkan Trabzonspor’dan ayrılma sebebini düşününce ne kadar profesyonel olduğu net olarak anlaşılır. Aile özlemi, ülke özlemi ve Ziya Doğan işkencesine dahi dayanmış bir oyuncunun özel hayatına iş arkadaşlarının yaptığı rezil müdahale de para=profesyonellik anlayışının örneğidir.

Futbolun profesyonel yönünü bizlere çok iyi öğreten bu iki isim asla unutulmamalı. Bir gün Trabzonspor yeniden altyapısından yararlanacaksa  bunun en kestirme yoludur Glowacki gibi profesyonellerin kariyerleri… Eğer bu isimleri unutursak örnek olarak geriye kalanlar ile ancak  hayallerini para süsleyen profesyoneller(?) yetiştiririz…

 

 

Bir Yorum Yazın