KAYBOLAN YETENEKLER

Ergin Keleş ile ilgili bir şeyler yazdım sözlükte, uzun bir aradan sonra kendisini Fenerbahçe’ye karşı attığı gol ile hatırlayınca aklıma gelenleri paylaşmak adına. Sonuçta Ergin’i yeniden gündeme getirmek gibi bir derdim yok, yeteneğini filan da tartışacak değilim ama onun vesilesi ile bir konuyu düşündüm dile getirmek istedim. Sonuçta onun gibi olaylar yaşamış belki de sayısız örnekler  var Trabzonspor’dan son senelerde kendi alt yapısından çıkan. Daha doğrusu tabiri caiz ise “alt yapısından çıkamayan”. Kaybolan, kaybettiğimiz yetenekler. Şu an aklıma gelen son beş-on senede beklentilerimizin olduğu Ali Güzeldal, Selim Akbulut, Ufukhan Bayraktar gibi isimler. Trabzonspor formasından uzakta bir şeyler yapıyorlar gittikleri takımlarında. Veya çok ümit beklediğimiz bir Ali Şen Kandil ne oldu? Arda Turan ile bir tuttuğumuz bir Barış Memiş vardı, neredeler şimdi?

Hani zaten son senelerde Türk futbolunda da fazla yok öyle alt yapıdan çıkan yıldız oyuncu diyecekseniz; Evet, belki de Türk futbolunun tüm büyük takımlarında derinden hissedilen genel sorunu bu. Belki Futbol Federasyonu’nun Dünya standartları gerisinde kalmama adına, kulüplerimizdeki yabancı oyuncu sayısını neredeyse sınırsız hale getirerek 6+2+2 ile 10 kişiye kadar çıkarmasına bile bağlı olabilir. Apayrı bir konu sonuçta, nedenleri incelenebilir, araştırılır, tezlere konu olur ama bizim burada bahsettiğimiz, hani hepimizin gurur duyduğu Trabzonspor’un şehri Trabzon. Hani bir dönem Türkiye Ligine damgalarını vuran Şenol’ların, Turgay, Necati, Ali Kemal, İskender’lerin Hami’lerin yetiştiği Doğu Karadeniz’in o meşhur futbol şehri. Hani dünyada Napoli ile beraber şampiyonluk yaşamış sayılı şehir kulüplerinden biri diye övündüğümüz o güzide şehir.

Ama şu an kadroya bakın, kim var Trabzon alt yapısından çıkmış? İlk onbirde oynayan bir tek Kaptan Kaleci Tolga Zengin belki, bir de Tayfun Cora ilk aklıma gelen. Onlar harici bir yeteneği bıraktım, resmen alt yapıdan gelen oyuncu yok neredeyse takımın ilk 22 kişilik kadrosuna baktığımda.

Sahi, en son kim çıktı Yıldız Oyuncu olarak addedebileceğimiz alt yapımızdan? Hatırlayan var mı? Hani yıldız diyebileceğimiz oyuncudan kastımız en azından A milli takıma seçilmek ise, bu takımın alt yapısından çıkıp Fatih TekkeGökdeniz Karadeniz, Hüseyin Çimşir‘den sonra A Milli takıma gidebilen var mı? Bir Tolga Zengin var ve hani formda hali ile bir ihtimal seçilebileceğine inandığım Tayfun Cora belki şu an kadroda olan.

Peki Ümit Milli Takımda şu an oyuncumuz var mı? Göksu Alhas harici bir beklentimizin olduğu oyuncu var mı? İşte buna istinaden bir şeyler yazdım, Ergin Keleş ile ilgili.

`3 Aralık 2011 Fenerbahçe Ankaragücü maçı`nda ikinci yarı girdiği oyunda takımı Ankaragücü’nün ikinci golünü atmış oyuncu. Muhtemelen bu golü resmi olarak lig maçlarında bu forma ile iki sene içerisinde A2 liginde attığı golleri saymazsak ilk golü. Ayrıca daha önce de Manisaspor’da oynarken Fenerbahçe’ye golü vardı bu oyuncunun, yani fb’ye attığı kariyerindeki ikinci gol. (30 ağustos 2009 Fenerbahçe Manisaspor maçı)

Bir de yamulmuyorsam kupa maçında Beşiktaş’a bir golü vardı. (istanbul takımlarını seviyor demek ki)

Neyse dağıtmadan konuya dönelim, kendisi şu açıdan ilginç bulduğum bir isimdir. Yani şu ana kadar lig kariyerine ve maç istatistiklerine bakarsanız; bir sene boyunca iki ya da üç golü olan, gayet sıradan, an itibarı ile 24 yaşında ve hala genç sayılabilecek ama kimsenin geleceğinden bir beklentisi olmadığı, orta sıralarda mücadele edecek bir takımın göze batmayan, muhtemelen oyuna da yedek başlayan forveti…

Ama hayret kimse yazmamış, bu çocuk henüz 16 yaşında iken; 2003 yılında Trabzon Lisesi ile Dünya Liselerarası futbol şampiyonası’nda Dünya Şampiyonu olmuş ve aynı turnuvada 10 golle gol kralı olarak ismini duyurmuştu. Akabinde 2005 yılında Nuri Şahin ve Arda Turan’larla beraber U17 Milli takımı`nda iken Meridyen kupası`nda attığı 5 gol ile Fransız Jeremy Menez ve Karim Benzema gibi bugünün yıldızları ile birlikte turnuvanın üç gol kralından biri idi. (wonderkid)

Bir türlü Trabzonspor’da forma şansı bulamadı veya az bulduğunda da o şansını değerlendiremedi ve kulüp kulüp gezmeye başladı, ki Sakaryaspor’da bir macerası vardır, 2006-2007 sezonunda milletin yerin dibine soktuğu. kimle konuşsam “Ergin mi, aman abi” dediği bir kiralama sezonu geçirdi. akabinde gene yeteneğinin tartışıldığı ve Trabzonspor’da kaldığı ama kadroya giremediği bir dönemde Ümit Milli takım’da kendine yer bulup 6 maçta 3 gol attı. sonra Manisaspor’a satıldı. Manisaspor’da bir kaç sene oynadıktan sonra Ankaragücü’ne transfer oldu geçen sene.

işte bütün bu kariyeri ile Trabzon’dan son dönemlerde alt yapıdan neden genç yetenekler çıkmadığının da canlı kanıtlarındandır. “yeni bir `Fatih Tekke` geliyor” derken biz, bir anda “nasıl oldu da kayboldu gitti” diye baktığımız sayısız isimlerden biri, belki de en çok konuşulanı.

Neden demeden önce, öncelikle bir noktaya parmak basmak istiyorum. Şehrin ve taraftarın Trabzonspor sevgisi sorgulanamaz evet, ama bu durum `aşırı kıskanç sevgili` gibi bir sendrom ve Trabzonspor’a çok büyük zarar veriyor. Muhtemelen erkek nüfusun futbol oynayan tüm kesiminin hayalidir Trabzonspor’da oynamak. o yüzden Trabzonspor’da oynayabilen, seçmelerde seçilen; hatta ötesinde a kadroya kadar çıkabilen biri varsa yüzlerce kişi vardır arkasından konuşan, kıskanan, yeteneksiz bulan…

Bizimkilere, hele Trabzon şehrinde bir Trabzonspor taraftarına sorsanız, bilhassa gençlere sorarsanız; Ergin; babasının (Galip Keleş) torpili ile Trabzonspor kulübünden içeri girmiştir. “abi, ben de altyapıda idim, Ergin kulüpte yönetici olan babasının torpili ile yükseldi, yoksa benim yedeğim olamaz o çocuk, bırak trabzonsporu halı sahada takım kursam kadroma almam, o kadar kötü bir topçu.” Israr edip sorsanız “E kardeşim adam lisede de babasının torpili ile mi dünya kupası gol kralı oldu, baba torpili ile mi meridyen kupasında 5 gol attı?” diye. o zaman da, abi denk gelmiş işte, hem aslında bu çok şımarık bir çocuk derler. “ya şımarık filan da ne var kardeşim? genç oyuncu işte, yıldız adayı ve yaşı daha 19-20” derseniz. yok, Trabzonspor’da herkes formayı giydiğinde 40 yaş olgunluğunda olmalıdır. bir üst versiyonu da, saçı başı ile uğraşmaktan top oynamadığıdır ki, zaten aklı fikri kızlardadır.

Bir kere, kimse beni takmasa da; bu noktada bir dur demek istiyorum taraftarımıza. yani `Jaja` gelir, alemlerden aleme akar kimsenin gıkı çıkmaz, “büyük yetenek abi, topunu oynuyor işte”, ama bizim yerli oyuncular iki kere gece dışarı çıksın, bir de magazin basınında adı çıksın `vay hallerine`. Yani zordur Trabzon’da Trabzon kökenli olup Trabzonspor forması giymek. Türkiye’de de zordur çoğu kulüpte yerli oyuncular için, seyircinin tepkisinden nasibini almayan pek yoktur. Hani `Hasan Şaş`’ın “Hagi 10 kere şut çekiyor tribünden ses yok, biz bir kere vuruyoruz, ouuuuuuu” lafı aklıma geliyor.

Ayrıca aklı fikri kızlarda olsa ne olur, bırak oynasın. genç adam, manastır takımı değil ki bu, işini yaptığı sürece sana ne. ama yok işte… adamın Avni Aker’de boynuna ilmeği geçirmek için yeterli sebep. `gözün üstünde kaşın var`. Aslında olm var ya, ben Ergin gibi 18 yaşımda öyle bir kariyer yapıcam; “sen kimsin lan, istediğim kızın peşinde koşarım, sana mı hesap vericem?” derdim ve tepkiler artarsa da ilk maçta gözüme kestirdiğim bir seyirciye dalardım. “yazar’ın notu: evet burdan yazması kolay tabii. Cantona gibi dalarım diye sallamak da serbest yani.” neyse belki de zaten, yani yüksek bir ihtimal Ergin de öyle benzer bir zıtlaşmanın neticesinde şehri ve taraftarı resmen karşısına aldı. ve bir anda geleceğin yıldızı iken takımda bir çok arkadaşı gibi `istenmeyen adam` oldu.

Ama herşey bir yana, bu adam bir şekilde `golcü`, bunu bir tek ben mi görebiliyorum. neden kendisinden bu kadar çabuk vazgeçilebiliyor. `Burak Yılmaz` bizde bu sene gösterdiği çıkışı, bir çok takımda yaşadığı nice `badire`lerden sonra göstermedi mi? Örnek vermek istemem ama an itibarı ile takımdaki Pawel Brozek ondan, yani Ergin’den daha mı iyi? Velhasılı bence Ergin adeta bunun için doğmuş. Bunun için koşması veya yırtıcı forvet gibi mücadele etmesi gerekmeyebilir. her golcünün farklı özelliği de olabilir. çok koşan forvete örnek olarak en iyi örnek belki de Umut. Umut Bulut geçen sene belki maç başı üç dört pozisyona giriyordu ve üç maçta bir gol atıyordu. kendine güveni olan ve çok koşmayan bir Ergin Keleş ise belki düzenli şans verilse her maç bir pozisyona girecek ama iki maçta bir gol atacak. Belki ligi 17 golle bitirecek. Yani o kadar komik ki dışarıdan bakıldığında, senin kendi şehrinde böyle bir oyuncu çıkabiliyor, 17 yaşında iken `Benzema` ile beraber anılıyor ama sen hala ona şans vermeyip dışarıdan birilerini arıyorsun. Komik evet, ve gülüyoruz işte acınacak halimize. yani farklı tip forvetler var, ben Ergin’e koşmuyor da demiyorum bu arada, izlemedim tribünden uzun zamandır ama iyi de koşan bir forvet tipi idi. ama koşmuyor olsa dahi, örneğin bir `Mario Jardel` demek ki Trabzonspor altyapısında yetişse idi, muhtemelen seçmelerde seçilemeyecek ve seçilse bile asla kadroya giremeyecekti. Ki demin dediğim gibi ben onun kötü koştuğunu da düşünmüyorum, bu gece rakip defans oyuncusu yobo’nun arkasına atıp yetiştiği ve üstten auta giden karşı karşıya kaçırdığı bir pozisyon vardı mesela. En azından atlattığı bu süreçte hala vazgeçmediği için Ergin Keleş’in kendisini tebrik ediyorum.

Not: bu yazılanları bir maçta gol attı diye yazmadım tabii ki, ama ben Ergin’e yıllardan beri inanıyorum. bir ümitle takip ediyorum. Bilgisayarda menejerlik oynarken bile hala transfer edip bir köşede tuttuğum, yıldızı parlarsa vazgeçmediğim oyuncu. Neticede er ya da geç bu takıma geri dönecek ben inanıyorum. Ama bu umarım çok geçmeden olur. Bilmem hatırlar mısınız? o öve öve bitiremediğimiz “Fatih Sultan Tekke” bile kaç yaşına kadar bu takımda istenmeyen ve forma bulamayan adamdı. yanılmıyorsam Altay ve Gaziantep maceraları, bacağını kırması filan derken 25-26 yaşında başladı asıl herkesin onu övdüğü ve `vazgeçilmez` dediği dönemi.

Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer gibi değerli hocalarımızın alt yapıdan çıkardıkları isimler neden yok artık, tabii ki yetenek bulmak biraz şans işi. Hani zaten bir Messi çıkmasını beklemiyoruz. Ama Ergin Keleş gibi çok genç yaşta ismini duyuran bir ismi neden kazanamadık? Fatih Tekke gibi bir oyuncu Trabzonspor’a topu topu kaç sene hizmet etti? Belki de gerçekten kısır bir döneme girildi ama gene de bunun altında yatan sebep belki de bu bahsettiğimiz şehrimize ait olan dinamikler olamaz mı? Yani kendi içimizde yaşadığımız kendimize has çekememezlikler, kıskançlıklar veya başka sorunlar olabilir mi?

Bir sürü sebebi olabilir, ama tek bildiğim bu sene yani 2011-2012 senesi bir şanstır Trabzonspor için. Şampiyonlar Liginden elde ettiğimiz geliri, hani belki hepsi olmasa da bir kısmını uygun bir şekilde yeniden alt yapıya yönlendiremez miyiz? Güzel bir yatırım ile gene 4-5 sene sonra Ümit Milli Takımda 5-6 oyuncusu olan futbolcu fabrikası şehir görünümüne dönemez miyiz? 7-8 sene sonra ilk onbirinde kendi yetiştirdiği çocukları ile başarıyı yakalayan bir takım çok mu hayal?

Bir A. Bilbao örneği var İspanya’da. Hani Bask bölgesinin ünlü takımı. Bu sene UEFA ön eleme turunda eşleştiğimiz. Uzun uzun anlatmama gerek yok bu takımı, muhtemelen benden çok daha iyi biliyorsunuzdur. Neticede tamamen kendi bölgesinden oyuncular ile yürüyen bir kulüp. Geçen sene Bilbao’ya gitme şansım olmuştu bir eğitim ile alakalı. Daha henüz uçak Bilbao’ya inerken aldım cevabımı, hani zaten pencere kenarında iseniz cevabını siz de alırsınız. Şehir boydan boya çim saha. Hemen her mahallede bir tane çim saha var. Bizde onun onda biri kadar halı saha yoktur bile belki?

Trabzon’da geçen yaz düzenlenen Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Oyunları ve bu oyunlar için şehire yapılan yatırımlar da bir fırsattır. Bunların iyice üstüne gidip , tesislerin sayısını arttırarak devam edemez miyiz. Normalde çoğu Olimpiyat şehrinde yaşananların aksine, onları hayalet tesisler olarak bırakmak yerine onları şehrimizin geleceği için değerlendiremez miyiz? Evet, belki de sadece futbol değil. Basketbol, voleybol, hentbol oynayan sporcularımızın, atletlerimizin yetiştiği bir şehir olamaz mı Trabzon?

Bence olur, hem de alası olur. Türk sporuna uzun yıllar ambargo koyacak bir şehir olur Trabzon. Yeter ki kendi içimizde kendi kendimizi baltalamayalım. Dediğim gibi, inanıyorum ki bu sene ve sonrası Trabzon şehri için ve gelecek nesiller için, yıldız adayları, yetenekler için bir fırsattır. O zaman bizler yeter ki bu fırsatları değerlendirmeyi bilelim. Ama herşeyden öte elimizdeki malzemelerin ve insanların kıymetini bilelim.

Bir Yorum

Bir Yorum Yazın