HALİL ALTINTOP

Hep birileri takımdan ayrıldığında, sakatlandığında veya yıllar sonra nostalji videolarını izlerken eksikliğini hissedip özlediğimizde yazacak değiliz ya, bu sefer de takımda oynayan yıldız oyuncularımızdan Halil Altıntop ile ilgili yazayım dedim.

Bu senenin bana göre en önemli ve en isabetli transferi Halil, hani kariyeri tartışılmaz Zokora ve devre arasının flaş transferi Olcan ile birlikte. Diğer transferlerden ne Volkan Şen, ne Sapara, ne Vittek, ne Marek Cech, ne Henrique, ne Adrian, ne Barış Özbek, ne de diğer genç ümitler Eren ve Sercan istenilen performansı, kendilerinden beklenen verimi sezon sonuna gelindiği halde tam anlamıyla veremedi.  Belki biraz beklerimiz Celustka ile Cech iyi idiler, ama onlar da iyi başlangıç yaptığı halde devamını getiremediler. Son haftalarda da Volkan Şen biraz kıpırdandı sanki. Neticede, kimi sakatlıktan kurtulamadı, kimi belki Trabzon’a adapte olamadı, kimi de belki zaten hiç bir zaman bu takımda oynayabilecek kadar iyi olamayacak bir çok transfer yapıldı bu sene gidenlerin ardından… Neyse tüm bu transferleri tartışmak başlı başına ayrı bir konu, biz gene Altıngol’ümüze dönelim.

Hatırlarsanız Halil’in transferi de başlı başına bir macera idi. E. Frankfurt’ta serbest kaldıktan sonra yazın başında Türkiye’ye gelen Milli oyuncu, önce Eskişehir’i gezip Eskişehirspor ile anlaşacağı konuşulurken bir anda Trabzonspor ile anlaştığı haberleri ile 22 Haziran’da Türk spor gündemine oturmuştu. Normalde pek de hoş sayılmayacak şekilde olsa da bu transfer, o günlerde, geçen seneki Eskişehirspor Trabzonspor ve Eskişehirspor Fenerbahçe maçlarından gelen sürtüşmeler ve Bülent Uygun’a duyulan antipati yüzünden daha ilk duyulduğu anda Trabzonspor taraftarı için bir gol sevinci yaratmıştı bu söylenti. Evet, akabinde haber resmileştiğinde ve Halil Altıntop’un Trabzonspor ile anlaştığı resmi kaynaklardan duyurulduğunda Trabzonspor taraftarı, ben de dahil büyük bir sevinç yaşamıştı, bir bakıma oyuna girdiği gibi ilk ayağına gelen pozisyonda maça golle başlamıştı H. Altıntop.

Hatırlatmaya gerek var mı, daha henüz o tarihte şike soruşturması diye bir gündem yok, sadece Trabzonspor’luların gördüğü ama dile getirmekten öteye gidemediği olaylar vardı. Akabinde Sezer Öztürk Fenerbahçe’ye güya söz verildiği için çok düşük bir ücrete verilmiş ama Şenol Güneş’in istediği Alper Potuk için Eskişehirspor yönetimi 10 milyon gibi astronomik bir fiyat çıkarmıştı.

Hatta şöyle yazmışım sözlükte transferinin olduğu 22 Haziran 2011 akşamında.

transferi ile “alper potuk 10 milyonmuş… sezer öztürk‘e neden 10 milyon istemediniz… ilk görüşmede neden makul bir teklif vardı da, sonra birden 10 milyon oldu alper…” diye haykıran trabzonspor taraftarına eskişehir semaları üzerinden gelen güzel bir tat olmuştur akşam akşam.

(bkz: etme bulma dünyası)

bu arada çok beğenmem halil’i, ama ne olursa olsun tecrübesi ile türkiye’de her takımda oynar ve bu akşam yaşattığı keyif bile uzun bir süre unutulmayacaktır.

edit : (entry birleştirme de diyebiliriz) eskişehirspor 2. başkanı mesut hoşçan az önce ntvspor‘da ile az önce kendisi ile telefonda konuştuğunu ve böyle bir transferin olmadığını iddia ederken, trabzonspor’un resmen internet sitesinden transferini duyurduğu oyuncudur. http://youtu.be/yjtgxqdg3ja

ayrıca trabzonspor ile kardeş takım olduklarını, bu iddialara şaşırdığını söyledi. hadi leyn ordan. sanırım geçen sene olanları unuttun sayın başkan. “trabzonspor sevdiğimiz kulüp kardeş kulübümüz” filan, yok öyle bir kardeşlik filan.

Evet, Halil Altıntop’un transferi bu açıdan çok sevindirmişti bizleri ama açıkçası kendisinden pek bir beklenen de yoktu. Zaten şampiyonluğu ve yıldız oyuncularını kaptırmıştı Trabzonspor, kimsenin keyfi de yoktu. Almanya’dan kendisini son dönemlerinde takip edenlerin genel kanısı şu idi; eski formunda değil, eski gücünde değil ama futbol altyapısı, tecrübesi ve teknik bilgisi ile Türkiye liglerinde iyi işler yapar.

Zamanında A milli takımda da sayısız kereler oynamış yerli bir golcümüz olmuştu sonuçta. Ama sezon başlaması ile kimsenin hesaba katmadığı bir şey oldu, Umut Bulut’un yerini Halil doldurur mu doldurmaz mı denilirken, geçen sezonun ikinci yarısına damgasını vuran Burak Yılmaz üst üste bulduğu goller ile tek başına takımın gol yükünü çekmeye başladı. Dolayısı ile takım sezon sonuna kadar devam edecek farklı bir oyun anlayışına döndü. Bu yeni oyun düzeninde Halil çok farklı alanlarda, sahanın farklı bölgelerinde görev aldı sezon boyunca bordo mavili forma ile. Ama özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında gösterdiği müthiş profesyonellik ve saha içindeki disiplini ile bir anda benim takımda en beğendiğim, en güvendiğim oyunculardan biri oldu.

Üstüne eski formuna ulaşmış olmasa da iyi bir sezon geçirdiği için Kasım ayında oynanan Hırvatistan Milli maçlarında A milli takım kadrosuna dahil edilerek uzun bir zaman sonra Milli forma özlemini de gidermiş oldu.

Yarın  Avni Aker’de bu sezonki 50. resmi maçına çıkıyor Trabzonspor. Halil Altıntop’un Trabzonspor’a imza attıktan sonra oynadığı 4 milli maçı saymaz isek; 1 Türkiye kupası, 31 lig maçı ve sanırım hepsinde forma giydiği 6 Şampiyonlar Ligi, 1 Şampiyonlar ligi ön elemesi ve 3 UEFA kupası maçı olmak üzere 10 Avrupa kupası maçı ile 42  resmi maçı var. Yarın da Süper Kupa maçında Galatasaray’a karşı oynarsa Milli forma ile beraber bu sezonki 47. resmi maçı olacak.

Trabzonspor forması ile 10’unda sonradan oyuna girdiği bu 42 maçta 7 gol ve 8 assist ile oynamış olması bir golcü için yanıltmasın, dedik ya yeri geldi defansta oynadı, yeri geldi orta alanın sağında, solunda, ortasında kısaca sahanın hemen hemen her yerinde görev aldı Halil. Ayrıca kritik maçlarda kritik paslar ve kritik goller attı. Zaten attığı o güzel gollerin hep kritik goller olması nedeni ile adı Altıngol‘e çıkmadı mı?

Şampiyonlar Ligi maçlarından biri sonrası röpörtajını okumuştum, sanırım kendisinin beraberlik golünü attığı Trabzon’daki 1-1’lik İnter maçı sonrası. Gelecek seneler de Şampiyonlar Liginde oynamak istediklerini ve bu tecrübe ile daha da başarılı olacaklarına inandıklarına benzer bir şeyler söyledi. Ben kendisine inanıyorum, bu sene biz seyircilere verdiği ve kalan maçlarda hala vereceğine inandığım seyir zevki dışında, gelecek senelerde de Trabzonspor’un en önemli oyuncularından biri olacak kendisi.

Bordo mavili forma kendisine çok yakışıyor, sanki yıllardan beri bizden biri imiş gibi ama hepsinden önemlisi sahada kaldığı sürece o formayı sonuna kadar terletiyor. Sadece bir yıldız değil, bir görev adamı olarak da sahada varlığını hissettiriyor ya, işte bu yüzden uzun yıllar daha bu forma altında büyük başarılara imza atması dileğiyle bir bordo mavili taraftar olarak teşekkür ediyorum kendisine…

2 Yorum
  1. beklentiler ne yöndeydi bilmiyorum ancak benim beklentim şampiyonlar ligi idi. beklentimin üstünde bir performans izledim. defans konusundaki yardımları çok önemliydi. daha oturmuş bir sistemde çok daha fazlasını verebileceğini düşünüyorum.

Bir Yorum Yazın