BANKER BİLO

Nasıl girsem ki mevzuya. Son günlerde o kadar çok  tuhaf olaylar yaşıyoruz ve hafızalarımızdan siliyoruz ki…

Aziz Yıldırım medyada Türk futbolunun maddi kaypaklıklarını çok iyi yansıtan birine demeçler vermiş. Şike yapmadık, teşebbüs dahi etmedik demiş. Bitirirken de bu işler hep Sadri’nin suçu, o nerede demiş. Bu sahneyi gözümde canlandırırken çok güldüm. Birebir  Bilo’ya yakalanan Maho karşımızdaki. Önce inkar, sonra da yaptım ama bir sor ki niye yaptım yalvarışı.   Filmi hatırlayanlar sahnenin aynı olduğunu ve bahanelerin de aynı zeminde olduğunu bugünle eşleştirdiklerinde göreceklerdir.

Banker Bilo filmine kadar gitmişken bir spoiler girip sonuna değinelim.  Filmin sonunda Maho yurt dışına çıkacaktır ve güvendiği Bilo’ya emanet eder her şeyini. Ve izleyici gözündeki adalet de Bilo’nun Maho’nun her şeyini üzerine geçirmesi ile tecelli eder.  Acaba yurt dışından gelecek bir hamle ile biz de beklediğimiz adalete ulaşabilecek miyiz? Beklentimiz o yönde… Neden olmasın…

Yaptık ama sorun niye yaptık diyerek  kirin üzerini kapatmaya çalışanlara filmin sonunu izlemelerini tavsiye edelim son olarak.

 

Tiyatro ve Özelleştirme

Öncelikle bu satırlarda siyaset yazmamaya özen gösteriyoruz. Ancak bu özelleştirme hamlesi ilginç bir olay oldu. Çok tuhaf bir dönemsel eşleşme oldu diyelim. Devlet büyükleri milyar dolarlık, Avrupa’nın en büyük 6. futbol ekonomisi değerinde bir tiyatroyu fark ettiler sanırım.Ülkede her hafta 9 farklı ana oyun ve bunlara ek oyunlar varken tiyatroya yatırım yapmama kararı aldılar saınırm.

Bu konudaki şahsi görüşümü de espiriyi geride bırakarak belirteyim; tiyatrosuz bir ülke ancak  güdüldüğü kadardır.

 

Medya
Yıldırım Demirören malum açıklama(!) metnini okuduktan sonra NTVSPOR kanalında Spor Servisi programını izledim. Sanırım 15 dakika zor dayandım. Yıldırım Demirören’in yaptığı açıklamayı desteklemek için çırpınan bir spor müdürü vardı karşımda. Türkiye’nin en fazla izlenen spor kanallarından birinin spor müdürünü o şekilde gördükten sonra dayanamadım. Zaten kanalın anlayışı belliydi de bazı şeylerin bu kadar rahat söylenmesi dokundu. Bundan sonra elimden geldiğince NTVSPOR izlememeye karar verdim. Zaten sakınıyordum.

Ayrıca TELEGOL yıllar sonra beni şaşırttı. Bundaki en büyük payın Erman Toroğlu’na ait olduğunu düşünüyorum. Sesinin kesilmesine izin vermiyor.  Ve ülke futbolunda çıkar ilişkisi hesabı olmadan yorum yaptığına inanıyorum.  Kadronun sadece bir kişisi için düşüncem bu. Diğerlerinin durumu yaşın yanında kurunun da iyi görünmesi dışında bir şey değil bence.  Ancak ülke futbolunu bu hale getirenlerden hesap sorduğu ve sorabildiği için Erman Toroğlu’na teşekkürler.

2 Yorum

Bir Yorum Yazın